İsrail, Gazze Şehri’ne yönelik kapsamlı bir askeri operasyon başlatma hazırlıkları yapıyor. Bu operasyon, Gazze’deki Hamas varlığını sona erdirmek ve şehirdeki askeri kabiliyetlerini etkisiz hale getirmek amacıyla planlanıyor. İsrail ordusunun bu operasyonu gerçekleştirmesi, hem askeri hem de insani açıdan büyük sonuçlar doğurabilir. Operasyon, “Gideon’un Arabaları B” olarak adlandırılan bir plan çerçevesinde gerçekleştirilecek. İsrail’in güvenlik kabinesi, bu operasyonu onayladı ve şehrin etrafına beş IDF (İsrail Savunma Kuvvetleri) bölüğü konuşlandırıldı. Bu, bölgedeki askeri hareketliliğin önemli bir göstergesidir. Ayrıca, yaklaşık 60.000 yedek asker de göreve çağrıldı.
John Spencer, Madison Policy Forum’un kentsel savaş çalışmaları başkanlığı görevini yürütüyor ve bu operasyonun ölçeğinin eşi benzeri görülmemiş olduğunu belirtiyor. Spencer, “Bu, IDF’nin karşılaştığı en büyük zorluklardan biri olacak. Gazze’nin en yoğun bölgesinde, Hamas’ın kalbinde yer alıyoruz. Tünellerin ne olduğunu anlamak için içeri girmemiz gerekiyor,” diyor. Hamas, İsrail’e karşı yarı daire şeklinde savunma hatları inşa etti, ancak IDF, engellerin etrafında manevra yapma konusunda yaratıcılık göstermiş durumda. İsrail, Gazze Şehri’ne daha fazla askeri güç göndermeyi planlıyor. Spencer, “Eğer amacınız Gazze Şehri’ndeki Hamas askeri kabiliyetlerini temizlemek ve rehine aramaksa, bu ölçeğe ihtiyacınız var,” şeklinde ekliyor.
Gadi Shamni, Gazze Bölgesi’nin eski komutanı, şehrin kalabalık yapısını ve yeraltında gelişmiş bir altyapıyı vurguluyor. “Bu, mülteci kampları, yoğun mahalleler ve yüksek binalarla dolu bir şehir. IDF’nin hem yüzeyde hem de yer altındaki kontrolü sağladığı söyleniyor, ancak önceki kampanyada bunun her zaman doğru olmadığını gördük. Tünelleri yok etseniz bile, Hamas bunları hızlı bir şekilde yeniden inşa edebiliyor,” diyor. Bir eski üst düzey İsrailli güvenlik yetkilisi, IDF’nin askeri olarak Gazze’yi fethetme kapasitesine sahip olduğunu, ancak bunun her iki taraf için de büyük maliyetlere sebep olacağını belirtiyor. “IDF, ‘önce her şeyi yok et’ yöntemiyle savaşacak. Hava kuvvetleri bombaları, büyük patlayıcılar, uzaktan patlatma ve tüm bölgeleri yok etme gibi taktikler kullanacak,” şeklinde açıklıyor.
Shamni, Hamas’ın rehineleri savaş bölgelerine taşımaktan çekinmeyeceğini, böylece IDF’nin saldırılarına karşı bir deteran sağladığını ve bunun askeri gereklilik ile temel değerler arasında bir çatışma yarattığını belirtiyor. Sivil tahliyeleri ise büyük bir belirsizlik içeriyor. “Kimlerin dışarı çıkacağı, kaç kişinin çıkacağı ve bunların nasıl tepki vereceği belli değil. Hamas’ın tahliyelere izin verip vermeyeceği de belirsiz. Birçok kişinin tahliye olacağını sanmıyorum, bu durumda sivil kayıplarla dolu bir bölgede savaşmak zorunda kalacaksınız,” diyor. Spencer, tarihin gösterdiği gibi, sivil halkın tahliye oranının genellikle %10 civarında olduğunu belirtiyor. “Bir milyon kişinin %10’u bile 100.000 insan demektir,” diyor. Bu durum, savaşın insani boyutunu daha da karmaşık hale getiriyor.
Shamni, operasyonun uzun sürebileceğini öngörüyor. “Yüzeyin ele geçirilmesi iki ay sürebilir, ancak ardından tünellerin temizlenmesi gerekiyor. Bu, çok sayıda insanın, özellikle de sivil kayıpların olacağı anlamına geliyor. En kötü senaryo, hiçbir rehinenin hayatta veya ölü olarak bulunamaması olacaktır,” diyor. İsrail Başbakanı Benjamin Netanyahu, Gazze’yi fethetme planının kapsamını genişletti ve “İsrail’in bu işi bitirmekten başka seçeneği yok” açıklamasında bulundu. Bu durum, savaşın uzun vadeli etkilerini de göz önünde bulundurmayı gerektiriyor.
Sonuç olarak, Gazze Şehri’ne yönelik bu askeri operasyon, hem askeri hem de insani açıdan büyük bir risk taşıyor. Operasyonun sonuçları, bölgedeki dengeleri değiştirebilir ve uzun vadeli etkileri olabilir. Hem sivil kayıplar hem de askeri stratejiler açısından dikkatli bir denge sağlanması gerekmektedir. Bu gelişmelerin yanı sıra, uluslararası toplumun da bu durumu nasıl ele alacağı ve müdahale edip etmeyeceği merak konusu. İsrail’in hedefleri ile sivil halkın güvenliği arasındaki dengeyi sağlamak, bu operasyonun en kritik yönlerinden biri olmaya devam edecek.
Bu çerçevede, operasyonun insani boyutu, sivil halk üzerindeki etkileri açısından oldukça önemli. Gazze’deki nüfus yoğunluğu, herhangi bir askeri operasyonun sonuçlarının tahmin edilmesini zorlaştırıyor. Sivil halkın güvenliğini sağlamak için, uluslararası gözlemcilerin ve insani yardım kuruluşlarının bölgede aktif bir şekilde yer alması gerektiği düşünülüyor. Ayrıca, bölgedeki sivil altyapının korunması da kritik bir konu olarak öne çıkıyor. Okul, hastane ve diğer kamu binalarının zarar görmemesi için alınacak önlemler, operasyonun insani sonuçlarını hafifletebilir.
İsrail’in operasyonu sırasında sivil kayıplarının önlenmesi, uluslararası kamuoyunun da dikkatle izleyeceği bir konu olacak. Operasyonun başlangıcında, bölgedeki sivil halkın tahliye edilmesi için güvenli koridorların oluşturulması gerektiği ifade ediliyor. Ancak, Hamas’ın bu koridorlara izin verip vermeyeceği belirsizliğini koruyor. Bu bağlamda, operasyonun başlangıcında atılacak adımlar, ilerleyen süreçte yaşanacakların belirleyicisi olabilir.
Sonuç olarak, Gazze Şehri’nde planlanan bu operasyon, karmaşık bir askeri ve insani durumu beraberinde getiriyor. Her ne kadar askeri hedefler önemli olsa da, sivil halkın güvenliği ve insani boyutun göz ardı edilmemesi gerekmektedir. Bu operasyon, sadece askeri bir başarı sağlamakla kalmayacak, aynı zamanda bölgedeki barış ve istikrarı da etkileyebilir.
https://shorturl.fm/Y72Kc
https://shorturl.fm/NaFGr
https://shorturl.fm/Ev49l
https://shorturl.fm/GdcTV
https://shorturl.fm/h0TDn
https://shorturl.fm/WWpm9
https://shorturl.fm/zmp7G
https://shorturl.fm/3QzDL
https://shorturl.fm/kypVu
https://shorturl.fm/VoDl8
https://shorturl.fm/bJ32w
gxtmxyoydquqpjlnrggwiqgyulytsh